Mete Generaloğlu / Sağlıkmuhabiri.net


Sağlık-Sen Genel Başkanı Semih Durmuş, Türkiye’nin gerginlikten uzaklaşıp toplumsal diyaloğu geliştirmesi ve barışı tesis etmesi gerektiğini belirterek, ‘’Bu konuda sivil toplum örgütlerine çok büyük görevler düşmektedir. Ancak STK’lar bu konuda yeterince olgun davranmamaktadır. Toplumsal uzlaşıyı geliştirecek adımları STK’ların atması gerekir. Eğer bir toplumsal uzlaşı olacaksa bunun öncüsü STK’lar olmalıdır’’ dedi.


Durmuş, Bera Otel’de Sağlık Muhabirleri Derneği üyeleri ve çalışma hayatı muhabirleri ile tanışma toplantısında bir araya geldi. Basın toplantısına Sağlık Muhabirleri Derneği Genel Başkanı Yusuf Ziya Erarslan, Genel Başkan Yardımcısı Hatice Pala Kaya ve Sağlık-Sen Yönetim Kurulu Üyeleri ile çok sayıda basın mensubu katıldı. 

Sağlık-Sen Genel Başkanı Semih Durmuş, basın toplantısında şunları kaydetti: 

‘’Sivil toplum örgütleri çalışanların hak ve özgürlüklerinin genişletilmesindeki en önemli yapılardır. Sağlık-Sen 250 bin üyesiyle, kendi hizmet kolunda Türkiye’nin en büyük sendikasıdır. 2009 yılından beri yetkili sendika olarak toplu sözleşme görüşmelerinde çalışanların hak ve menfaatlerinin temsilciliğini yapmaktadır. 

Sağlık çalışanlarının yüzünü güldürecek birçok kazanım elde ettik. Toplu sözleşme süreçleri zaman zaman beklentileri karşılayacak şekilde başarılı geçmekle birlikte, bazen de beklentileri karşılamamaktadır.

Önümüzde 3,5 milyon memuru ilgilendiren önemli bir toplu sözleşme süreci var. Bizler de Sağlık-Sen olarak 600 bin sağlık ve sosyal hizmet çalışanı adına masada olacağız. Teşkilatımızdan ve çalışanlardan aldığımız toplu sözleşme gücünü, yetkili sendika olarak etkin bir biçimde kullanmaya kararlıyız. Toplu sözleşme sürecinin başlamasına yaklaşık bir ay var. Oluşturduğumuz komisyon ve kurullarla, Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının talep ve beklentilerini değerlendiriyoruz. Çalışmalarımızı tamamlayıp, talepleri etkin bir şekilde toplu sözleşme masasına götüreceğiz.

Sağlık hizmetlerinde büyük bir değişim ve dönüşüm süreci yaşanmıştır. Bu değişim ve dönüşümün getirdiği iyilik ve yararlara rağmen, bir takım zorlukları da beraberinde getirmektedir.

Bizler bu zorluklara karşı yeni alışkanlıklar geliştirmekte

Yeni çözüm teklifleri sunmaktayız…

BÜROKRASİNİN HASTALIĞI VAR

Maalesef bürokrasimizin temel bir hastalığı var. Bu hastalık sahayı ve sağlık çalışanlarını tam manasıyla anlayamamaktır. Ve sahanın beklentilerine göre çözüm yollarını geliştirememektir. Yani sahanın gerisinde kalmakta, memnuniyetsizlik tavan yaptıktan ve belli bir baskı oluşturduktan sonra çözüm süreçleri başlatılmaktadır.

Bürokrasi sahanın gerisinde kaldığında çalışanların yaşadığı sıkıntılar katlanarak artmakta mesleki memnuniyetsizlik tavan yapmaktadır. Siyasi istikrar kadar bürokratik istikrar da bir ülkenin olmazsa olmazıdır.

Siyaset bir nebze halkla iç içe olmak zorundadır. Seçim süreçleri siyasi iradeyi ve temsilcilerini bir araya getirmekte siyasetçinin halkın sıkıntılarını ve beklentilerini anlamasına imkan tanımaktadır. Ancak bürokrasi ile çalışanlar arasında böyle bir iletişim bağı yok denecek kadar azdır.


TOPLUMSAL DİYALOG GELİŞTİRİLMELİ

Çalışanların sözcüsü sivil toplum kuruluşlarıdır. Ancak bürokrasi kapılarını sivil toplum kuruluşları’na yeteri düzeyde açmamaktadır. Ülkenin gerginlikten uzaklaşıp toplumsal diyaloğu geliştirmesi, barışı tesis etmesi gerekir. Bu konuda sivil toplum örgütlerine çok büyük görevler düşmektedir. Ancak STK’lar bu konuda yeterince olgun davranmamaktadır. Toplumsal uzlaşıyı geliştirecek adımları STK’ların atması gerekir. Eğer bir toplumsal uzlaşı olacaksa bunun öncüsü STK’lar olmalıdır.

SAĞLIKTA ŞİDDET KOMİSYONU KURULACAK

Sağlık çalışanları olarak en temel sorunumuz şiddet. Maalesef sağlık çalışanları olarak tek taraflı bir şiddetin hedefi olmaktayız. Her gün birkaç yerde sağlık çalışanına yönelik şiddet vakaları haber konusu olmaktadır. En son Mardin’de bir doktor arkadaşımıza yanında eşi ve çocuğu varken arkadan yolun ortasında hunharca bir saldırı yapıldı. Şiddetin sebebi ne olursa olsun makul görülmesi asla mümkün değildir. Şiddetle mücadele edilecekse, şiddeti doğuran unsurların ortadan kaldırılması çok büyük bir önem arz etmektedir. Toplumsal duyarlılığın artırılması ve şiddeti ortadan kaldıracak unsurların ortadan kaldırılması hepimizin ortak başarısı olarak tarihe geçmelidir.

Sağlık çalışanları evinde, ailesiyle geçirdiği zamandan daha çoğunu iş yerinde geçirmektedir. İş yoğunluğunun fazlalığı ve çalışma sürelerinin uzunluğu, mesleklerini icra ederken yaşamış oldukları sorunların çözüme kavuşturulmamış olması, mesleki memnuniyet oranlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Sağlık çalışanları, Devlet memurları içerisinde mesleki memnuniyetsizliğin en yüksek olduğu ikinci grubu oluşturmaktadır.

SAĞLIK ÇALIŞANLARI DUL GİBİ…

Sağlık çalışanı istihdamı, öncelikli olarak artırılmalıdır. Buna bağlı olarak sağlık çalışanlarının iş yaşamları ile aile yaşamlarının uyumlu hale getirilmesi öncelikli konularımız arasındadır. Bu nedenle teklifimiz, sağlık çalışanı sayısının yeterli düzeyde artırılmasıdır. Şu anda sağlık çalışanları uzun çalışma sürelerine ve yoğun çalışma koşullarına bağlı olarak asosyal bir hayata mahkum edilmiş durumdadır.

Adeta sağlık çalışanları dul gibi yaşamakta. Çocukları yetim gibi yaşamakta.

Evlerini ise butik otel gibi kullanmaktadırlar.

Daha iyi sağlık hizmeti için Yeterli düzeyde sağlık çalışanı istihdam edilmelidir

Tüm bunlara karşılık sağlık çalışanlarının gelirleri her geçen gün azalmakta, reel olarak değer kaybetmektedir. Bunun yanında ücret dengesizliği tavan yapmıştır.

Bir hemşire ile diğer bir hemşirenin ücreti arasında ciddi farklar oluşmuştur.

Çalışma ortamlarının aynı olmasına, eğitim düzeylerinin aynı olmasına ve aynı hizmeti sunuyor olmalarına rağmen, iki hemşirenin birbirinden çok farklı ücret alması izah edilebilir bir durum değildir. Bu nedenle sağlık çalışanlarının ücretlerinde,  emeğinin karşılığı olan bir hakkaniyetin tesis edilmesi gerekir.

SÖZLEŞMELİLERE KADRO

Geçtiğimiz günlerde TBMM’de kabul edilen ve 4 + 2’yi 3 + 1’e dönüştüren sözleşmeli personelin çalışması ve süresine yönelik bir düzenleme yapılmıştır.  Bu düzenleme tarafımızdan ve sağlık çalışanları tarafından memnuniyetle karşılanmıştır.                                                                                                Bu düzenlemeden faydalanan sağlık çalışanları memnun olmuştur. 

Ancak süresiz sözleşmeli olan ve kadro bekleyen veya kadroya geçişine dair öngörülebilir bir gelecek özlemi içerisinde bulunan sağlık çalışanları hayal kırıklığı yaşamıştır. Bu durumdaki arkadaşlarımızın da sorunlarının çözümü için mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.

BASININ KATKISINI-DESTEĞİNİ İSTEYECEĞİZ 

Memur sen büyük bir camia, Sağlık sen güçlü bir camia. Gücümüzü doğru kullandığımız sürece, ülkenin ve milletin geleceğine hizmet etme imkanına, daima sahip olacağız. Hiç bir başarı tesadüfen elde edilmiyor. Planlı, programlı ve disiplinli çalışmayı gerektiriyor. Biz planlı, programlı ve disiplinli çalışarak, büyük başarıların altına hep beraber imza atacağız…Sizlerin de bu konularda toplumsal duyarlılığın oluşması adına basın mensupları olarak değerli katkılarınız olacağına inanıyor, programımıza katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyorum.