Türk Toraks Derneği Başkanı Prof. Dr. Hasan Bayram, 25 Eylül “Dünya Akciğer Günü” dolayısıyla yaptığı açıklamada, solunum sistemi hastalıklarının tüm dünyada sıklıkla göz ardı edilen ancak önemli oranda sağlık yüküne yol açan bir sorun olduğunu söyledi.






Mete Generaloğlu/ saglikmuhabiri.net/ Ankara

Prof. Dr. Hasan Bayram, “Halk sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturan akciğer hastalıkları ve nedenlerine daha iyi odaklanmak üzere ilk defa 2017’de, Uluslararası Solunum Dernekleri Forumunun (‘Forum of International Respiratory Societies’, FIRS) girişimi, uluslararası solunum derneklerinin işbirliği ile 25 Eylül Dünya Akciğer Günü olarak ilan edildiğini belirterek, “Dünya Akciğer Günü’nün amacı solunum hastalıkları hakkında farkındalık yaratmak, solunum hastalıklarını önleme ve kontrol stratejilerini önceleme konularının küresel halk sağlığı hedeflerinin arasına alınmasını sağlamaktır. Asıl önemlisi, maddi gücü olsun-olmasın, herkesin sağlık hizmetine erişebilmesi ve kesintisiz sağlık hizmetini alabilmesidir. Bu sağlanamadığı taktirde; veremin, kanserin ve diğer hastalıkların tedavisi etkili olamaz, akciğer hastalıklarına karşı başarı elde edilemez.” dedi.

"Solunum Sistemi Hastalıkları Ölüm Nedenlerinin Yüzde 11’inden Sorumlu”

 Bu yıl için Dünya Akciğer Günü’nde “Sağlıklı hayatlar için sağlıklı nefesler gerekir” ve “Sağlıklı akciğerler, ama herkes için!” sloganlarının kullanıldığını ifade eden Bayram, “Türkiye’de solunum sistemi hastalıklarına bağlı hastane yatışları, bütün hastane yatışlarının yüzde 13’ünden, solunum sistemi hastalıklarına bağlı ölümler ise tüm ölüm nedenleri içerisinde yüzde 11’inden sorumludur” dedi.

 Prof. Dr. Hasan Bayram sözlerini, “Bu hastalıklar arasında yer alan kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), verem, akciğer kanseri, astım ve zatürre, dünya çapında ve ülkemizde ciddi ölümlere ve hastalık yüküne yol açmaktadır. Dünya çapında 3. ölüm nedeni olan KOAH’dan 65 milyon insan muzdariptir ve bu rakamlar giderek artmaktadır. Türkiye’de yaklaşık 5 milyon KOAH hastası olup, bunlardan ancak 500 bini kendisinde KOAH olduğunu bilmektedir. KOAH’da erken tanı ve tedavi olanaklarına erişmek için öncelikle toplumda KOAH farkındalığını arttırmak gerekmektedir. Verem ise ne yazık ki halen tüm dünyada en ölümcül bulaşıcı hastalıktır. Her yıl 1,8 milyon kişi verem nedeniyle ölmekte ve yılda 10 milyon kişi vereme yakalanmaktadır. Verem hastalığı yoksullar, göçmenler, madenciler ve riskli ortamlarda çalışan ve yaşayan diğer kişiler yanında tütün ve alkol kullanımı, diyabet, AIDS, bağışıklık sisteminin baskılanması gibi risk faktörlerine sahip kişilerde daha çok görülmektedir” diyerek sürdürdü.

“Akciger Kanseri En Ölümcül Kanser Türü”

Akciğer kanserinin en ölümcül kanserlerden olduğunu belirten Bayram, “Dünyada yılda 1,6 milyon kişi bu hastalıktan ölmektedir. Akciğer kanseri ülkemizde tüm yaş grupları içerisinde en sık görülen kanser tipi olarak erkeklerde 1. sırada, kadınlarda ise 5. sırada yer almaktadır.” dedi. 

Zatürrenin uzun yıllardır sık rastlanan hastalıkların başında gelmekte olduğuna dikkat çeken Bayram, “Çocuklarda ve ileri yaşlarda en önemli ölüm nedenleri arasında bulunmaktadır. Her yıl milyonlarca insanın ölümünden sorumludur. Zatürre ülkemizde de önemli hastalık ve ölüm nedenleri arasında yer almaktadır. Küresel Astım Raporuna (2018) göre dünyada 334 milyon astımlı hasta bulunmaktadır. Ne yazık ki tüm tedavi olanaklarına rağmen halen astıma bağlı ölümlerin özellikle düşük gelirli toplumlarda sorun olduğu bildirilmektedir. Türkiye’de de yaklaşık her 12-13 erişkinden biri ve 7-8 çocuktan biri astım hastası olup ülkemizde de tüm dünyada olduğu gibi sıklığı giderek artmaktadır” dedi.

“Hava Kirliliği Hayati Bir Sorun”

Türk Toraks Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Berna Dursun ise konuşmasında, hava kirliliğinin ölümcül bir sorun olduğuna dikkat çekerek, “Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada yılda yaklaşık 8 milyon kişi dış ve iç ortam hava kirliliği nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Türkiye’de hava kirliliği nedeniyle ölümler, trafik kazası nedeni ile ölümlerden yaklaşık 2 kat fazladır. Kömüre ve fosil yakıtlara dayalı termik santraller, yeterli önlem almayan endüstriyel tesisler yanında, her geçen gün yoğunlaşan trafik hava kirliliğini artırırken, kirli havayı temizlemede son derece önemli olan ormanlarımız ve yeşil bitki örtümüz endüstriyel faaliyetler (madencilik vs) ve yangınlar nedeniyle tahrip olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü 2018’in sonunda ilk kez düzenlediği konferansta hava kirliliğinin sağlık etkilerini masaya yatırırken, bütün ülkelere daha temiz bir hava sağlanması için çağrıda bulunmuş, ‘yaşam için temiz hava’ sloganıyla seferberlik başlatmıştır.” dedi. 

“Uyku Apnesi Görülme Sıklığı Artıyor”

100 milyondan fazla kişiyi etkileyen uykuda solunum durması hastalığı (uyku apnesi) giderek daha çok görülmekte olduğunu söyleyen Dursun, “Dünyada erkeklerde yüzde 3-8, kadınlarda yüzde 2-4 oranında görülmektedir. Tedavi edilmediği takdirde tüm sistemlere olan olumsuz etkileri yanında, gündüz aşırı uyku hali sebebiyle trafik ve iş kazalarına yol açması nedeniyle de önemli bir toplum sağlığı sorunudur.” dedi. 

Mesleksel akciğer hastalıklarının dünyada 50 milyondan fazla kişiyi etkilemekte olduğunu belirten Dursun, “Ne yazık ki çalışanlar ülkemizde de akciğerleri olumsuz etkileyen toz, duman gibi işyeri ortamındaki olumsuz şartlara maruz kalmaya devam etmektedir. Sevindirici olan soluduğumuz havanın kalitesini artırmak suretiyle çoğu solunum hastalıklarını önleyebiliriz. Sağlıksız havanın ana kaynağını tütün dumanı, iç ve dış ortam hava kirliliği, havada bulunan mikroplar, zararlı tozlar, duman ve allerjenler oluşturmaktadır. Çeşitli koruyucu önlemler ile akciğer hastalıklarının ortaya çıkması önlenebilir ve daha iyi tedavi edilmesi sağlanabilir. Örneğin, kişilerin sigaraya başlamamasını sağlamak ve sigara içenlerin bırakmalarını teşvik etmek KOAH’ı önlemede en etkili yöntemdir. Sigarayı bıraktırmak suretiyle astımlılar daha iyi tedavi edilebilir ve solunum fonksiyonlarındaki düşüş azaltılabilir. Hamilelik döneminde sigara içmemek ve doğumdan sonra da pasif sigara dumanı maruziyetinden kaçınmak, çocuklarda astım sıklığını ve şiddetini azaltabilir. Akciğer kanseri tütün kontrolü ile büyük ölçüde önlenir. Radon ve asbest gibi akciğer kanserinin çevresel nedenleri izlenebilir ve azaltılabilir. İşyerlerinde solunan havanın zararlı maddeler açısından düzenli kontrolü, mesleksel akciğer hastalığı gelişimini önleyebilir.” diye konuştu.

“Aşılama Önemli”

Aşılamanın çok önemli olup, pek çok çocukluk çağındaki solunum hastalıklarının ortadan kaldırılmasını sağladığını vurgulayan Dursun, “Bu nedenle çocukluk dönemindeki aşılar mutlaka yapılmalıdır. Erken teşhis ve tedavi verem hastalığı için kritik öneme sahiptir, hastalık erken tanınır ve uygun şekilde tedavi edilirse çoğu verem hastası tamamen iyileşir. Dünyadaki tüm solunum dernekleri, her bireyin temiz hava soluma hakkına sahip olduğunu vurgulamakta, bu nedenle kanun yapıcılarından ve hükümetlerden bütün ülkelerde temiz ve sağlıklı hava standartlarını sağlamalarını talep etmektedirler. Sağlık hizmetlerine erişim her bireyin hakkıdır. Bu nedenle yoksulluğun önüne geçerek her bireyin sağlık hizmetlerinden yararlanması sağlanmalıdır. Diğer yandan sağlık çalışanlarının daha iyi sağlık hizmeti sunmaları için, daha elverişli ve güvenli bir hizmet ortamı yanında, kendi mesleki sorunları ve özlük hakları iyileştirilmelidir.” dedi.