YAZI DİZİSİ (1. BÖLÜM) Yazar: Yasin KUL Perakende Gıda Sektörü Yöneticisi




''’Boncuk var, makara var, düdük var, naylon misiraları var. Çerçi….

Para alırım, lastik alırım Çerçi… ‘’ diye geldiğini duyuran, birçok değerli kişi tarafından araştırılıp yazılara dökülen geleneksel mesleğin tanımlaması;

Çerçi’nin Türk Dil Kurumu’ndaki tanımı şöyle: ‘’Köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse.’’

Sırtında veya hayvana yüklediği küçük parça tuhafiye eşyası, incik boncuğu köy köy, mahalle mahalle, pazar pazar dolaşarak satan gezici esnaf gibi daha birçok tanımı yapılan evliya çelebinin yazılarında bahsettiği geleneksel meslek olan çerçiciliğin var oluşu mübadele ile yapılan ticari dönemlere dayanmaktadır.

          Ulaşım ve iletişim ağlarının yetersiz olduğu zamanlarda eşek, katır, at ve atlı araba ile sandıklarında, sırtlarında taşıdıkları heybelerinde renk renk kumaş çeşitleri, boncuklar, iğne iplikler, oyuncaklar, şekerlemeler, mevsime göre tohumlar, kalıp sabunlar, tahta mutfak gereçleri, bardaklar, lastik ve daha sayabileceğimiz zamanın ihtiyaçlarını gelecekleri günü bilip bekleyen değiş tokuş için yumurtalarını biriktiren kadınlar başta olmak üzere, çocuklar heyecan ile beklerdi.

 Ulaştıkları yerlerde ürünlerini açıp teşhir ederek pazarlık edip yün, peynir, tereyağı, yumurta, tahıl gibi emek ile yetiştirilip işlenen ürünleri alır bunları merkezi yerlerde paraya çevirip ticaretlerini sürdürürlerdi.

Uzun yıllar boyunca uygulanan mübadeleye (değişim) dayalı bu ticaret şekli ile çerçiler sadece ürün satmayıp köyler arasında, ilçelerde, şehirlerde  ülke de ve dünyada olan değişim, yenilik ve haberleri de bu vesile gittikleri yerlere taşıyıp aktarmışlardır.

Fakat gezgin satıcılar olan çerçiler modern ve endüstriyel üretimin gelişmesi, iletişim ile ulaşım ağının gelişip yaygınlaşması, 1955-1960 yıllarında sabit mekanlı bakkalların köy ve ilçelerde yaygınlaşması ile geçerliliğini yitirmiş birçok bölgede unutulmuş, sadece sözlü anlatımlarda, yazılarda ve anılarda kalmıştır.

Bu geleneksel meslekte insanların sohbet ve muhabbet, bilgi ile haber, yeni ürünler görüp alabilmek için gelecekleri günü iple çektikleri çerçilerin yerini kanaatimce günümüzde artarak sektör haline gelen önce sabit mekanlı köy ve mahalle bakkalları ile başlayıp, ardından market, süpermarket, hipermarket ve market zincirleri temellerini oluşturmuş çerçinin görevini ise satış elemanları almıştır.

Artık müşteriler bekleyen değil beklenen durumuna geldiği zamanımız da mağazalarda, AVM‘lerde mobil uygulamalar da bilgisayar başında saatlerimizi geçirdiğimiz perakende sektörünün ve hızlı bir yükselişe geçen e-ticaretin ülkemizde bireylerin beklentilerini, ihtiyaçlarını gerek fiziksel dizaynları ve konumları ile gerekse fiyatları ve hizmet sunan çalışanları ile ne ölçüde karşıladığını neler yapılabileceğini değerlendirmek gerekir.

Bireyler artık tüm yaş gruplarında her ortamda, hatta yaşam alanları içerisinde istedikleri ürünlere ulaşabilmekteler.

Bu kadar çok ürün portföyü gerçekten ihtiyaçlara binaen mi oluştu?