Sepsis İç Anadolu Bölge Toplantısı Ankara’da Gerçekleştirildi




Mete Generaloğlu / Sağlık Muhabiri.Net / Ankara


Prof. Dr. Cinel: “Sepsisten Her Yıl 12 Milyon İnsan Ölüyor “ 

“Sepsis’in Dünyaya Maliyeti Kanserden Daha Fazla”

Türk Yoğun Bakım Derneği’nin 13 Eylül Dünya Sepsis Günü dolayısıyla düzenlediği “7 Bölge Toplantısı” kapsamında Ankara’da da bir toplantı gerçekleştirildi. Ankara Valisi Vasip Şahin’in de katıldığı toplantıda sepsis farkındalığının arttırılması gerektiğine dikkat çekildi. Ankara Valisi Vasip Şahin bu tür toplantıların farkındalık oluşturacağı ve toplumsal sağlık bakımından çok önemli fonksiyon olacağı bilinciyle valilik olarak ellerinden gelen desteği sağladıklarını ifade etti. Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Cinel ise, erken tanının ve farkındalığın önemine dikkat çekerek, “Makyajla düzelmeyen hastalık diyebiliriz çünkü elmanın içi çürüyor.  Uç hastalık, uç izlem ve tedavi gerektiriyor. Erken tanı ve süreç tedavisi çok önemli. Kurumsal arası iletişim çok önemli farkındalığın artırılmasında. İki tane acı konudan bahsedeceğim birincisi Türkiye’de sepsis hala tanı kodları arasına giremedi, bu konuda yardım istiyoruz, girmesi lazım. İstatistik eksiğimiz var.” dedi.

Türk Yoğun Bakım Derneği tarafından Sepsis konusunda toplumdaki farkındalığı artırmak amacıyla “7 Bölgede Sepsis Toplantıları” düzenleniyor. Gazi Üniversitesi işbirliği ve ev sahipliğinde yapılan “İç Anadolu Bölgesi Sepsis Toplantısı”  Mimar Kemaleddin Toplantı Salonunda gerçekleştirildi.

13 Eylül Dünya Sepsis Günü dolayısıyla düzenlenen “7 Bölge Sepsis Toplantısı”na Ankara Valisi Vasip Şahin, Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Uslan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Ceylan, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Sadık Demirsoy, Başhekim Prof. Dr. Ahmet Demircan, Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Cinel, Yönetim Kurulu Üyeleri ile birlikte çok sayıda akademisyen ve davetli katıldı.

Vücudun enfeksiyonla savaşırken bağışıklık sisteminin organlarda hasara neden olmasıyla ortaya çıkan bir hastalık olan sepsisin en önemli belirtileri ateş, titreme, kas ağrısı, şiddetli nefes darlığı, sersemlik, gün boyu idrar yapamama, soluk ve alacalı cilt. Yoğun bakım hastalarında daha sık görülen sepsis, uygun hijyenik önlemler alınmadığı taktirde hasta ile temas edenlerde dahi risk yaratıyor.

Vali şahin: “Üzerimize Ne Düşerse Sizlerle Birlikteyiz”

Ankara Valisi Vasip Şahin yaptığı konuşmada, bu tür toplantıların farkındalık oluşturacağı ve toplumsal sağlık bakımından çok önemli fonksiyon olacağı bilinciyle valilik olarak ellerinden gelen desteği sağladıklarının altını çizerek, “Bir konu sadece bir sektörün işi değildir.  Belki bir sektör onun sürükleyicisi olabilir ama diğer sektörler ona destek verirse toplumsal fayda o zaman sağlanabilir. Burada üzerimize ne düşerse sizlerle birlikteyiz. Dünyada hem sağlık hem sağlık tedavisinin sigortayla buluşturulması başarısı gerçekten bizim övünç vesilemizdir. İnşallah bundan sonraki çalışmalarımızda da hem ülkemize hem de dünyaya çok daha büyük katkılarımız ve faydalarımız olacaktır” dedi.

Rektör Uslan: “Hızla İhtiyaç Duyulan Çözüm Politikaları Üretilmeli ve Uygulanmalı”

Gazi Üniversitesi’nin başarılarını 2017 Eylül’ün de Araştırma Üniversitesi olma başarısını yakalayarak taçlandırdığını belirten Rektör Prof. Dr. İbrahim Uslan yılda 9 milyon insanın sepsis sebebiyle öldüğünü, bu noktada farkındalığın çok önemli olduğunu belirterek, “Dünyada ve ülkemizde sepsisten ölümleri azaltmak için seferber olunmalı ve hızla ihtiyaç duyulan çözüm politikaları üretilmeli ve uygulanmalıdır. Gazi Üniversitesi olarak, Ülkemizde yoğun bakım ünitelerinin gelişmesi, uzman sayısının artırılması, standartlarının oluşturulması yönünde çalışmalar yapmak üzere 1978 yılında kurulan Türk Yoğun Bakım Derneği’nin, toplumda ve sağlık çalışanlarında sepsis ve tehlikeleri ile ilgili farkındalığı artırmak amacıyla, beş yıldır ülke çapında yaptıkları düzenli ve sürekli eğitim etkinlikleri ve yürüttükleri kampanyalara destek vermekten duyduğumuz memnuniyeti belirtmek isterim” şeklinde konuştu. 

Dekan Demirsoy: “Ön Tanı Olarak Bizim Geliştirdiğimiz Bir Yöntem Var”

Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sadık Demirsoy ise sepsis hastalarının erken teşhis edilmesinin önemine dikkat çekerek ön tanı için en hızlı yöntemi bulma adına araştırma yaptıklarını belirterek, “Sağlık konusunda çok büyük aşama kaydettik. Ancak başarıyla yetinmememiz lazım. Özellikle el hijyenine dikkat edilmesi lazım. Ön tanı olarak bizim geliştirdiğimiz bir yöntem var. Bakterilerin yaptığı fakat insanların yapmadığı bir oluşum var. İlk defa biz bunu gündeme getirdik ve araştırmasını yaptık. Bakteriler beta laktamaz yapar insanlar beta laktamaz yapamaz. Biz vücut sıvısında beta laktamaz olup olmadığını bir indikatör vasıtasıyla öğrenme yöntemini bulduk. Bu yöntemin geliştirilmesi lazım. Sepsisin belki de ilk tanısını en önde koyacak şey, vücut sıvısında beta laktamaz olup olmadığının belirlenmesidir. Sepsisi biz ilerledikten sonra tedavi etmeye çalışıyoruz bunu çok önce teşhis edersek tedavinin çok daha çabuk olacağını, ölüm oranlarının azalacağını düşünüyorum” dedi.

Prof. Dr. İsmail Cinel: “Sepsisin Sırası Kanser Tedavisiyle Başabaş”

Türk Yoğun Bakın Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Cinel, yaptığı konuşmada farkındalığı artırmada kurumlararası iletişimin çok önemli olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’de sepsis konusunda iki acı gerçek olduğunu söyledi. Cinel, “Birinci acı gerçek Türkiye’de hala 1992 yılındaki septisemi tanı kodları arasında sepsis tanı kodları arasına giremedi ama girmesi lazım. Acı gerçek iki ise şu; şiddetli sepsis tanımdan da çıktı artık şoku önleyebiliyoruz belki ama yaşlılarımız arttı, yoğun bakımda 40’ncı, 50’nci gününe kadar hastaların sepsis atağına yakalanması mümkün değil. Özün özü ve sonu, bundan sonra tüm dünyada sepsisin sırası kanser tedavisiyle başabaş.” şeklinde konuştu.

“El Hijyenini Mutlaka Toplumsal Olarak Sağlamak Zorundayız”

Prof. Dr. İsmail Cinel sepsisi ‘makyajla düzelmeyen hastalık’ şeklinde tanımlayarak, “çünkü elmanın içi çürüyor.  Uç hastalık uç izlem ve tedavi gerektiriyor. Erken tanı ve süreç tedavisi çok önemli. Kurumsal arası iletişim çok önemli farkındalığın artırılmasında. İki tane acı konudan bahsedeceğim birincisi Türkiye’de sepsis hala tanı kodları arasına giremedi, bu konuda yardım istiyoruz girmesi lazım. İstatistik eksiğimiz var. Doğru tanı koyamazsak zaten nasıl istatistiğimiz olacak. Mortalite oranı gelişmiş ülkelerden yüzde 40 daha yüksek. Sonucu değiştirmek için sistem nasıl değişir hekim arkadaşlarımız bir şekilde haberdar olacak, mantıklı bulacak, içselleştirecek ve zamanında doğru antibiyotikleri kullanacak. El hijyenini mutlaka toplumsal olarak sağlamak zorundayız dedi.

Prof. Dr. İsmail Cinel sepsisin dünyaya ekonomik yükünün kanserden daha fazla olduğunu söyleyerek, “Milyon dolarlar gidiyor bu hastalık için. Anormal bir ekonomik yükü var. Sepsisin kanserden daha fazla bir maliyet yükü var tüm dünyaya.” dedi   

“Kan Kültürü Altın Standart”

Prof. Dr. İsmail Cinel konuşmasını, “3 hasta grubu var; yoğun bakım, acil servis ve servislerdeki hasta. Acil servislerde direkt evden gelir hasta, ‘birkaç gündür ateşi vardı geçer dedik geçmedi.’ Denir. Bir bakarsınız tansiyonu 70’e 30. Bir bakarsınız kanda laktak düzeyi çok artmış. Hemen kültür alırsınız, kanda mikrop ürer. Ne yapmanız lazım! Biran önce antibiyotiği başlamanız lazım, doğru antibiyotiği başlamanız lazım, biran önce sıvı tedavisi yapmanız lazım, tansiyonu tutturmanız lazım. Tansiyonu yeteri kadar yükseltemezseniz organlar kansız kalır” diyerek sürdürdü.

“Aşılanma Riski Azaltıyor”

Yaşlılığın, obezliğin ve beslenme bozukluğunun önemli risk faktörü olduğunu söyleyen  Cinel, “Aşı kullanılması lazım. Özellikle yaşlılarda. Çünkü aşının gerçekten grip için dahi olsa koruyucu etkisi var. Risk grubudur yaşlılar. Riskli gruplarda aşı kullanıldığı zaman o basit enfeksiyonlara, nezle dediğimiz, grip dediğimiz basit viral enfeksiyonlara yakalanmamanız çok önemli. 

Sepsis dediğiniz zaman 6 organ sisteminizi gözünüzün önüne getirin; Beyin, kalp damar sistemi; dolaşım sistemi, solunum sistemi; akciğerler, karaciğer, böbrekler, kan; hematolojik sistem ve  Gastrointestinal sistem. Bu 6 organ sistemini rezervlerini bizim korumamız lazım. Rezerv nasıl korunur; her gün 45 dk yürüyüş yaparak korumaya başlarsın, ya da bisiklete bin daha da iyi olur. Yetmedi başka bir şey yapmak istiyorsunuz, ayda 3 gün 4 gün sadece yeşil elma yiyin, su için. Yani vücudunuzu bir arındırın bütün gıdalardan” ifadelerini kullandı. 

“Temiz Doğum Uygulamaları Çok Önemli”

Türk Yoğun Bakın Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Cinel, “Obezite sepsis için tehlike. Sizce obez insanın mı organ fonksiyonları daha korunmuştur yoksa bizler gibi insanların mı. Gayet açık ve net; mutlaka bizim karaciğerimiz daha iyi çalışıyordur. Mutlaka insülin dengemiz daha iyidir. Temiz doğum uygulamaları çok önemli mesela. Hijyen kurallarına uyularak gerçekleştirilen, sağlık tesislerinde gerçekleştirilen doğumlar önemli” dedi. 

“Hastanelerde ve Yoğun Bakımlarda Herhangi Bir Yere Dokunmamamız Gerekiyor”

Prof. Dr. İsmail Cinel konuşmasını, “Kanserde de yaşlılıkta da temel nokta var; immun direncinizin düşmesi söz konusu ve bu grup hastalar sepsis ile çok ciddi tehdit altında. Sepsis anayol oluyor, bu hastaların son ölüm nedenleri. Sonuç bunlara oranla sepsis çok daha ciddi bir problem, çok daha acil bir durum. Çok daha erken tanı konur erken müdahale edilirse eğer önlenebilir bir ölüm sepsis. Kanser henüz önlenebilir konumda değil ama sepsiz önlenebilir. O zaman mutlaka sepsis farkındalığımızın artması lazım ve el hijyenine çok ciddi önem vermeliyiz. El hijyeni derken neyi kastediyorum. Hastaneye gittiniz yoğun bakım ziyareti gerçekleştirdiniz bu tür şeyler her yerde olur, bizim Türk milleti inanılmaz dokunmayı seven bir millettir, Akdeniz insanı. Dokunmak iyidir güzeldir mahsuru da yoktur ama çağımızda hastanelerde ve yoğun bakımlarda herhangi bir yere dokunmamamız gerekiyor. Dokunduysanız mutlaka ellerinizi yıkamanız gerekiyor. Yıkamazsanız taşıyıcı konuma geliyorsunuz, mikrobu taşıyorsunuz. Fakat sizin mikrobu taşıdığınızdan haberiniz yok. Nerede taşıyorsunuz mikrobu? Çoğunlukla burun mukozasında taşıyorsunuz. Çünkü eliniz yanlışlıkla burnunuza gitti ve taşımaya başladınız veya tuvalete gittiniz tam hijyen kurallarına uymadınız rektal mukozanızda taşıyorsunuz. Dirençli mikropları taşıyıcı konuma geliyorsunuz ve hasta olmuyorsunuz” diyerek sürdürdü. 

“Organ Fonksiyonları Bozulduktan Sonra Sepsisi Çok İyi İdare Etmek Zorundasınız''

Türk Yoğun Bakın Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Cinel “Ne zamana kadar? Herhangi  bir şekilde trafik kazası yaşarsanız, büyük bir vuru alırsanız, ameliyat olmuşsanız. Bu büyük vurulardan sonra bu dirençli mikroplar müthiş bir atak yapıyorlar ve sizi sepsise götürüyorlar. Enfeksiyon enfeksiyon üzerine gelişiyor, organ sisteminin fonksiyonunun bozulmasına neden oluyor. Organ fonksiyonları bozulduktan sonra sepsisi çok iyi idare etmek zorundasınız. İdare edemezseniz septik şokla birlikte şok gelişiyor dolaşım sisteminin iflası ile birlikte bütün organlarınızın kanlanması bozuluyor. Dünyada 30 milyon yeni vaka söz konusu sepsiste. 12 milyonu ölüyor.” dedi.